1. Genel olarak
IV. Zamanaşımının başlangıcı
1. Genel olarak
Madde 149 - Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar.
Alacağın muaccel olmasının bir bildirime bağlı olduğu hâllerde, zamanaşımı bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar.
I-) 818 Sayılı Borçlar Kanunu:
4 - Müruru zamanın başlangıcı
a) Umumiyet itibariyle
Madde 128 - Müruru zaman alacağın muaccel olduğu zamandan başlar, alacağın muacceliyeti bir ihbar vukuuna tâbi ise müruru zaman bu haberin verilebileceği günden itibaren cereyan eder.
II-) Madde Gerekçesi:
Madde 148 - 818 sayılı Borçlar Kanununun 128 inci maddesini karşılamaktadır.
Tasarının iki fıkradan oluşan 148 inci maddesinde, zamanaşımının başlangıcı düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 128 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “4. Müruru zamanın başlangıcı / a. Umumiyet itibariyle” şeklindeki ibareler, Tasarıda “IV. Zamanaşımının başlangıcı / 1. Genel olarak” şeklinde değiştirilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununun tek fıkradan oluşan 128 inci maddesi, daha kolay anlaşılmasını sağlamak amacıyla Tasarıda iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir.
Sistematik yapısı ile metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.
III-) Kaynak İsviçre Borçlar Kanunu:
1-) OR:
4. Beginn der Verjährung
a. Im Allgemeinen
Art. 130
1 Die Verjährung beginnt mit der Fälligkeit der Forderung.
2 Ist eine Forderung auf Kündigung gestellt, so beginnt die Verjährung mit dem Tag, auf den die Kündigung zulässig ist.
2-) CO:
4. Début de la prescription
a. En général
Art. 130
1 La prescription court dès que la créance est devenue exigible.
2 Si l’exigibilité de la créance est subordonnée à un avertissement, la prescription court dès le jour pour lequel cet avertissement pouvait être donné.
IV-) Yargı Kararları:
1-) YHGK. T: 26.02.1975, E: 1973/409, K: 1975/242:
“… Alacaklı içerisinde, (oğlum F.Ç. 20.000 lira borcumu kendisine talebinde nakden ve defaten tediye edeceğim. Şayet işbu borcumu alacaklıya talebinde tediye etmezsem geçen günlerin nizami faizi ile birlikte tediye edeceğimi şimdiden kabul ve bayan ederim) sözleri yazılı noterlikten re’sen düzenlenmiş 7398 sayılı 26.6.1959 tarihli bir senede dayanarak borçlu mirasçıları hakkında 18.5.1972 tarihinde icra takibine geçmiştir. Borçlulara gönderilen icra emrine karşılık borçlular icra tetkik merciine başvurarak takibin dayanağı senet tarihine göre alacağın zamanaşımına uğradığını beyan edip haklarındaki takibe karşı itiraz etmişlerdir.
İcra tetkik merciince borçluların zamanaşımına ilişkin itirazı kabul edilerek takibin bu sebeple iptaline karar verilmiştir.
Bu kararı alacaklı temyiz etmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi (İcra İflas Dairesi) temyiz olunan merci kararını, (Takip dayanağı re’sen borç senedinde borcun alacaklının talebinde ödeneceğinin kararlaştırıldığı açıkça belirtilmiştir. Borçlar Kanunun 128. maddesi hükmünce zamanaşımının alacağın muaccel olduğu anda başlayacağı, alacağın muaccel hale gelmesinin ise alacaklının talebine bağlandığı gözetilmeden zamanaşımının senedin tanzim tarihinden başlayacağının kabulü ile takibin durdurulmasının isabetsiz) olduğundan bahisle bozmuştur. İcra Tetkik mercii bozma kararına karşı direnmiş ve bu direnme kararı alacaklı tarafından temyiz olunmuştur. …
KARAR: … uyuşulmayan husus muacceliyeti bir ihbar vukuuna tabi olan alacaklarda zamanaşımının ihbarın yapıldığı anda mı yoksa bu ihbarın yapılabileceği tarihte mi başlaması gerekeceği yönüne ilişkin bulunmaktadır.
Genellikle borç doğuran hukuki işlemlerde borç belirli bir vadeye bağlanmaktadır. Bu esasın başında borcun muacceliyeti bir ihbarın vukuuna tabi tutulmakta ve bazen de borç hiçbir vadeye bağlanmadan borç ilişkisi kurulmaktadır. Kanun koyucu zamanaşımının başlama tarihini tesbit ederken bu halleri göz önünde tutmuş ve Borçlar Kanununun 128. maddesi ile uygulanması gerekli yasal esaslar saptanmıştır. Bu maddenin birinci fıkrası, zamanaşımının alacağın muaccel olduğu zamanda başlayacağı esasını vazetmiştir. Binaenaleyh, borç belirli bir vadeye bağlanmış ise bu vadenin bittiği tarihte muacceliyet kesbedeceğinden aynı Yasanın 130. maddesi1 hükmü göz önünde tutularak zamanaşımı süresinin dolup dolmadığının hesabedilmesi gerekir. Görülüyor ki, kanun koyucu burada borçlunun temerrüde düşürülmesi esasından ayrılarak alacağın muaccel olmasını kâfi görmüştür. Binaenaleyh, zamanaşımının başlaması için ayrıca borçlunun sözü geçen Yasanın 101. maddesinde2 yazılı şekilde temerrüde düşürülmesine lüzum yoktur.
Alacağın muacceliyeti bir ihbar vukuuna tabi olan halleri 128. maddenin 2. fıkrası düzenlemiştir. Bu hükme göre zamanaşımı haberin verilebileceği günden itibaren işlemeye başlayacaktır. Kanun koyucu burada haberin verileceği değil, verilebileceği günün zamanaşımına başlangıç olarak kabul edilmesi gerekeceğini öngörmüştür. O halde, bu durumda zamanaşımının başlayabilmesi için fiilen haberin verilmesi şart olmayıp verilmesi mümkün olan zamanın tesbitini yeterli görmüştür. Haber verebilme ihtiyari bir olaydır. Bu husus alacaklı tarafa bırakılmış ise alacaklı … verdiği tarihten itibaren her zaman borçluya verdiği şeyin ödenmesi için ihbar yapabilir. Bu itibarla borçlunun temerrüt haline düşürülüp düşürülmediği ve fiili ihbarın yapılıp yapılamadığı hususları araştırılmadan ödenmesi ihbar yapılması esasına bağlı borç ilişkilerinde zamanaşımının bu haberin verilebileceği yani para vesairenin verildiği tarihin zamanaşımına başlangıç olarak alınması gerekir …
Yukarıda açıklanan esaslar uyarınca, olayda borç 1.5.1959 tarihinde verilmiş olduğuna göre alacaklı bu tarihten itibaren her zaman alacağın ödenmesi için haber verme olanağına sahip olduğundan zamanaşımına bu tarihin başlangıç olarak alınması gerekir. Paranın verildiği tarihten 10 sene geçtikten sonra icra takibi yapıldığı cihetle zamanaşımı tahakkuk etmiştir. Bu itibarla borçlunun zamanaşımına yönelen itirazın kabulü ile takibin geri bırakılmasına karar verilmesi doğru olduğundan direnme kararı usul ve yasaya uygun bulunmaktadır. Direnme kararının onanması gerekir. …”
1 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 130. maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 151. maddesine tekabül etmektedir.
2 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 101. maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 117. maddesine tekabül etmektedir.